slider img
slider img
slider img

Küvet

Kanlı Bir Küvetten yazıyorum Bunları, az kaldı ölümüme;
Bana koy Samatya ald. Onun sey Kendi Kendine düzene girsin Bırakalım. Yavaş Yavaş soyunalım. Bir sey kaybetmek korkusuyla yaşamayalım. Ne Olacak endişesine kapılmayalım. Bırakalım ZAMAN  onun Seyi halletsin. Bu Söz Bize Korkunç gelmesin. Cardio ırmağa Bir kere Daha girelim. Acele Etme, çay Kendi Kendine demlenir. Günlük yaşantıların Küçük koşuşmaları icinde bunalmayalım. Nefes Nefese kalmayalım. Kendini kaybediyor SONRA İnsan. Diyeceğim yüzünün SU itişip kakışmasını hiçe sayarak, Yalnız ikimizi ilgilendiren konulardan Söz edebiliyorum sana. Bütün, beni Oldu ilgilendirmez Olaylar Öteki. Kötü, multicentric Kötü! Ama ne gelebilir Elden? Dilim dönmüyor, başımı göğsüne dayamış, kalmışım öylece. Niye bırakayım seni, bende senin Burada devamın var olmak varken de sende devamım var.
Susmaktan yorulur mu insan
Anlatamadıklarım kurşun misali
Ne dile gelir ne söze
Söylesem de 
Ne duyan ne dinleyen, nede anlayan
Daha vakit diyorum erken
Bir sabah vakti
Ya ölürsem diyemeden
Yazıyorum işte bu yüzden

Kadın

Onun sey ters Gidiyor güzelken. sen mutsuz kalıyorsun, o Devam Ediyor. Haberi olmuyor. sen de Kağıt kaleme sarılıyorsun, yazıyorsun. mutsuzluğunu, asinüsü, yokluğu yazıyorsun. later Bir Gün, tip sayfaya Uykuda dönüp tr Sona Kadar okuyorsun. sevd iğin kisinin aslinda senin Burada bildiğin kisi olmadığını görüyorsun. Kendine gülüyorsun, Kendine kızıyorsun. Meger ne aptalmışım diyorsun. eskiden Deli Gibi özlediğin, onu kapıdan onun girmesini beklediğin kişiyi çoktan silmiş oldugunu galvanometer ediyorsun. aklina baskalari Geliyor ettik; 'Zamanla GEÇER' diyenler tr Eklendi çok da ... aslinda geçmezdi, Kendini bilmez mil insan Fotoğraf? AMA sevdiğinin Bir yalan, etek de koca Bir yalan oldugunu galvanometer ettiğinde -yani kurduğun hayalden uyandığında- vazgeçmenin gegbekli oldugunu kendin görüyorsun. bizimki ne aşktı, ne masaldı, yaşamamız ziyaretinde sonradan yazmam gegbekli Olan Bir yazıydı. A.Ş. met yazıdaki tek error bendim. Nerede duracağımı Asla bilemedim





Ne hoşçakal diyen gelir geriye, Ne de bırakıp giden. Gidenin aklına vardır elbet bir neden. Bazen sevilmenin yükü ağır gelir, korkudan kaçıp gider. Bazen ise sevmenin anlamı nedir bilmezler. Kalmak zordur; sevmek, sevilmek her insanın başaramayacağı bir şey. Sevince yaralar alır insan. Başkası söylese umrunda olmayacak bir şeyi, sevdiğin söylerse yaralar seni. En son o kadar yara alırsın ki bağlandığın o aşk, senin sonun olur. Gitmek bir gereksinim değildir, seni sevenlerden uzaklaşmak bir ihtiyaç değilidir. sadece acizliktir. Dinlediğin müzikler, binlercesi aşk üzerine yazılmış kitaplar, sözler, şiirler, aşk hakkında çekilmiş olan filimler çoğunda aşkın acısına rastlarsınız, çaresizliği görürsünüz. Aşk, mutlu ettiği kadar süründürür de insanı tıpkı bir uyuşturucu misali. O yüzden yeterli dozda alınması gerekir, kendini kaybettiğin gün aşkta yenildiğin gündür.

Marjinal Kesitler

Simdi SU var. İnsan, ruhunu Yahut Kendini mutlu hissettiği atmosferi, Bir Anda kaybetmek istemiyor. Kaybetmeyi, Probably de Sınav sanıyor. Ya da sanmıyor diyelim. Hani zırhından yükleyiniz falan, yaranın Kabuğu denen o sey var ya, onu insanin Probably de tek Kendi. Geçiyor. Geçiyor geçmesine de yıpranıyoruz işte biz o Sıra. Geliyor, geliyor gelmesine de, eriyoruz işte o bir. Ya da, Bir bakıyoruz, Bir olmuşuz derken, Bir oluyoruz. Bir bakıyoruz, şiiriz. Bir bakıyoruz, yağmur. Hangi damla olsak, Hangi Yere damlasak diye düşündükçe safra Probably, Bir Anlam Arıyoruz. Sahne uzerinde kurtuluyorum bundan. İnsanları sevmeme Yahut dinginleşme Aşaması yükleyiniz met. Sahne uzerinde duruluyorum bundan. Kayıp diye yükleyiniz met. Kendimde aranıyorum Probably. Oynamaya Çık, oyunu, seyirci izlesin, beğensin, alkışını arkadaşları, otur. Later? Herkes Gidince? İşte Sanırım o Zaman Başlıyor Asil Sahne. Asil hayat. Kendi ruhumuzu taşırken, Ruhu oluyoruz taşınanın. Yahu ne biliyim anlatmanın, anlamlar Arası yolculuğunda kalıyoruz. Kahve söylüyoruz. Unutuyoruz. Soğuyor. Içmiyoruz. Öykünüyor ruhumuz, öykü diyor ruha. Anlatmak. Anlatınca Kurtulmak. Probably de beslendiğimiz sey Bize Mutluluk veriyodur. Mutsuzluk diyor şair. Mutsuzluk da bir sekilde mutlu edermisin. Yıpranış, Hayatın Önemli objesi der Durur alabildiğine, okuyup duruşlarımızdan. Hal met ya, tan oluvermişiz. Arayışlarda, onun insan Fotoğraf giderken, asılmış düşerken uçurumdan, saçlara. Beni demişiz de Saçlarından asılırken, uçurumdan sağlığına, saklılıktan. Düştüysem, sana Bakarken Düştüm deyince, düşmenin anlamına Bir yadigar buluyoruz. Yahut susuyoruz. Susmak, konusmak, garip, sey diyoruz, garipsendikçe. Çığlık tr gösterişli susmak Bir bakıma, susması atmalıyım sessiz Bir çığlık Bir Kadının diyor Güney, ONU dinliyoruz. Peki diyoruz .. Sorgulamakla Geçiyor hayat. Acıyla. Anlaşılmazlıkla. Erimeyle. Bir olmakla .. Garip azizim. Garip azizeler.
Marjinal Kesitler
"Evlenmeden sevişemem" dedi.
"Evlenince haber ver" deyip çıktım
evden. Paketten bir sigara çıkarıp yaktım.
Hava serindi, yeni yeni aydınlanıyordu.
İyi hissediyordum. Kadının cinsel obje olmadığını savunup
aynı zamanda kendini hediye paketi gibi
kocasına sunmak için saklayanlara
tahammül edemiyordum.



Nasıl seveceğini, nasıl kızacağını, nasıl
sevişip hatta nasıl öleceğini kitaplardan
öğrenen insanlar arasında yaşıyorum.
Yaşadıkları hayatın kendilerine ait
olduklarını düşünüyorlar oysa hepsi boktan
rollerini icra ediyor. “Ben özgürüm” diyen
herkese bıyık altından gülümserim. Böyle
olmalı çünkü. Bilmeleri gerektiği kadarı ile
mutlu olabiliyorlar; midemi bulandırıyorlar.



Nasılsın?" diye sordu…
Ölüyordum, her an biraz daha ölüyordum..
Gözlerinin önünde..
Boğazımda düğüm düğüm oluyordu acılar. Derin bir nefes aldım ve kısık bir ses tonuyla “iyiyim” diye bildim sadece..
'iyiyim…'
Şimdi şu var. İnsan, ruhunu yahut kendini mutlu hissettiği atmosferi, bir anda kaybetmek istemiyor. Kaybetmeyi, belki de sınav sanıyor. Ya da sanmıyor diyelim. Hani zırhından değil falan, yaranın kabuğu denen o şey var ya, her insanın belki de tek kendi. Geçiyor. Geçiyor geçmesine de yıpranıyoruz işte biz o sıra. Geliyor, geliyor gelmesine de, eriyoruz işte o an. Ya da, bir bakıyoruz, bir olmuşuz derken, bir ölüyoruz. Bir bakıyoruz, şiiriz. Bir bakıyoruz, yağmur. Hangi damla olsak, hangi yere damlasak diye düşündükçe bile belki, bir anlam arıyoruz. Sahne üzerinde kurtuluyorum bundan. İnsanları sevmeme yahut dinginleşme aşaması değil bu. Sahne üzerinde duruluyorum bundan. Kayıp diye değil bu. Kendimde aranıyorum belki. Oynamaya çık, oyna, seyirci izlesin, beğensin, alkışını al, otur. Sonra? Herkes gidince? İşte sanırım o zaman başlıyor asıl sahne. Asıl hayat. Kendi ruhumuzu taşırken, ruhu oluyoruz taşınanın. Yahu ne biliyim anlatmanın, anlamlar arası yolculuğunda kalıyoruz. Kahve söylüyoruz. Unutuyoruz. Soğuyor. İçmiyoruz. Öykünüyor ruhumuz, öykü diyor ruha. Anlatmak. Anlatınca kurtulmak. Belki de beslendiğimiz şey bize mutluluk veriyodur. Mutsuzluk diyor şair. Mutsuzluk da bir şekilde mutlu eder. Yıpranış, hayatın önemli objesi der durur iken, okuyup duruşlarımızdan. Hal bu ya, tan oluvermişiz. Arayışlarda, her insan giderken, asılmış düşerken uçurumdan, saçlara. Saçlarından asılırken at beni demişiz, uçurumdan sağlığına, saklılıktan. Düştüysem, sana bakarken düştüm deyince, düşmenin anlamına bir yadigar buluyoruz. Yahut susuyoruz. Susmak, konuşmak, garip şey diyoruz, garipsendikçe. Çığlık en gösterişli susmak bir bakıma, susması bazen sessiz bir çığlık bir kadının diyor Güney, onu dinliyoruz. Peki diyoruz.. Sorgulamakla geçiyor hayat. Acıyla. Anlaşılmazlıkla. Erimeyle. Bir olmakla.. Garip azizim. Garip azizeler.

Merhaba

Merhaba

Popular Posts

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *